Blog
TCK 21: Kast Nedir? Doğrudan ve Olası Kast | 2026
TCK 21 (Kast), Türk ceza hukukunda ceza sorumluluğunun temelini oluşturan maddedir. Kural şudur: Bir suçun oluşabilmesi için failin o suçu kasten, yani suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek işlemesi gerekir. Kanunda açıkça taksirle işlenebileceği belirtilmeyen hiçbir suç, kast olmadan cezalandırılamaz. Madde iki kast türü düzenler: Doğrudan kast, failin neticeyi bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesidir; suçun kanundaki cezası tam olarak uygulanır. Olası kast ise failin neticenin gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen “olursa olsun” diyerek fiili sürdürmesidir; bu halde ceza, TCK 21/2 uyarınca indirimli uygulanır. Uygulamadaki en kritik tartışma ise olası kast ile bilinçli taksir (TCK 22/3) arasındaki ayrımdır; çünkü bu ayrım, aynı olayda yıllarca fark eden hapis cezaları ve tamamen farklı suç vasıfları doğurur.
Kast değerlendirmesi özellikle trafik kazaları, silahla yaralama ve öldürme, kavga sırasında üçüncü kişilerin zarar görmesi gibi olaylarda davanın kaderini belirler. Bu yazıda TCK 21’in madde metnini, doğrudan kast ve olası kastın unsurlarını, olası kast ile bilinçli taksir farkını, Yargıtay’ın kastı belirlerken kullandığı kriterleri ve güncel içtihatları Neksus Hukuk ceza avukatları olarak ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.
İçindekiler
- TCK 21 Nedir? Madde Metni
- Doğrudan Kast Nedir? Unsurları Nelerdir?
- Olası Kast Nedir? Cezası Ne Kadardır?
- Olası Kast ile Bilinçli Taksir Farkı
- Kast Nasıl Belirlenir? Yargıtay Kriterleri
- Hangi Olaylarda Gündeme Gelir?
- Kast Savunması Nasıl Kurulur?
- Yargıtay Kararları ve Avukat Yorumları
- Sık Sorulan Sorular
TCK 21 Nedir? Madde Metni ve Kapsamı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun “Kast” başlıklı 21. maddesi şu şekildedir:
TCK Madde 21 — (1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.
(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi hâlinde olası kast vardır. Bu hâlde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir.
Kast, suçun manevi unsurudur. Bir fiil, kanundaki suç tanımına dış görünüşüyle uysa bile, fail kasten hareket etmemişse kural olarak cezalandırılamaz; ancak o suçun taksirli hali kanunda ayrıca düzenlenmişse (örneğin taksirle öldürme, taksirle yaralama) fail taksirli suçtan sorumlu tutulur. TCK 21 tek başına bir suç tipi değildir; genel hüküm niteliğindedir ve tüm kasıtlı suçlara uygulanır. Kusur sorumluluğunun dört basamağı şu şekilde özetlenebilir:
| Kusur Türü | Dayanak | Failin Psikolojik Durumu | Cezaya Etkisi |
|---|---|---|---|
| Doğrudan kast | TCK 21/1 | Neticeyi bilir ve ister | Suçun kanundaki cezası tam uygulanır |
| Olası kast | TCK 21/2 | Neticeyi öngörür, kabullenir (“olursa olsun”) | Temel cezada 1/3’ten 1/2’ye kadar indirim |
| Bilinçli taksir | TCK 22/3 | Neticeyi öngörür ama gerçekleşmeyeceğine güvenir | Taksirli suçun cezası 1/3’ten 1/2’ye kadar artırılır |
| Basit taksir | TCK 22/2 | Öngörülebilir neticeyi öngörmez | Yalnızca kanunda taksirli hali düzenlenen suçlarda ceza verilir |
Doğrudan Kast Nedir? Unsurları Nelerdir?
Doğrudan kast, failin hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve bunu istemesi ile oluşur. İki unsur birlikte aranır:
- Bilme unsuru: Fail, suçun kanuni tanımındaki bütün unsurları bilmelidir. Örneğin hırsızlık suçunda fail; malın taşınabilir olduğunu, başkasına ait olduğunu ve hareketinin bu malı bulunduğu yerden almaya yönelik olduğunu bilmelidir. Bilme unsuru, hareket ile netice arasındaki nedensellik bağını da kapsar.
- İsteme unsuru: Fail, bildiği bu unsurların gerçekleşmesini iradi olarak istemelidir. Neticeyi bilmek tek başına yeterli değildir; failin iradesi neticeye yönelmiş olmalıdır.
Örnek: Şeker verdiğini sanarak zehir veren ve karşısındakinin ölümüne neden olan kişi, kasten öldürmeden sorumlu tutulamaz; çünkü kastın bilme unsuru gerçekleşmemiştir. Bu tür hallerde TCK m. 30 kapsamındaki hata hükümleri devreye girer ve fiil koşulları varsa taksirli suç kapsamında değerlendirilir.
Olası Kast Nedir? Cezası Ne Kadardır?
Olası kast, failin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşmesini muhakkak değil ama muhtemel olarak öngörmesine rağmen fiili sürdürmesi ve neticenin gerçekleşmesini kabullenmesidir. Fail, “netice gerçekleşirse gerçekleşsin” düşüncesiyle hareket eder; neticeyi doğrudan istemez ama göze alır. Olası kastla işlenen suçlarda ceza, TCK 21/2 uyarınca şu şekilde uygulanır:
| Suçun Gerektirdiği Ceza | Olası Kast Halinde Verilecek Ceza |
|---|---|
| Ağırlaştırılmış müebbet hapis | Müebbet hapis |
| Müebbet hapis | 20 yıldan 25 yıla kadar hapis |
| Diğer suçlar (süreli hapis / adli para cezası) | Temel cezada 1/3’ten 1/2’ye kadar indirim |
Önemli bir usul kuralı: Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadına göre olası kast netice ile belirlenir; bu nedenle olası kastla işlenen suçlara teşebbüs mümkün değildir. Ayrıca kanuni tanımında “bilerek” ifadesi geçen suçlar (örneğin iftira, suç delillerini bilerek gizleme) yalnızca doğrudan kastla işlenebilir; bu suçlarda olası kast uygulanamaz.
Olası Kast ile Bilinçli Taksir Arasındaki Fark Nedir?
Uygulamadaki en çetin ayrım budur; çünkü her iki halde de fail neticenin gerçekleşebileceğini öngörmektedir. Ayrımı belirleyen, failin iç dünyasındaki psikolojik tutumdur: Olası kastta fail neticeyi kabullenir; bilinçli taksirde ise fail neticenin gerçekleşmeyeceğine — kendi becerisine, şansa ya da dışsal bir etkene — güvenir ve çoğu zaman neticeyi önlemek için çaba gösterir:
| Kriter | Olası Kast (TCK 21/2) | Bilinçli Taksir (TCK 22/3) |
|---|---|---|
| Neticenin öngörülmesi | Var | Var |
| Failin tutumu | Kabullenme: “olursa olsun” | Güven/ümit: “bir şey olmaz, hallederim” |
| Neticeyi önleme çabası | Yoktur; fail umursamaz | Vardır veya fail dış etkene güvenir |
| Suç vasfı | Kasıtlı suç (indirimli ceza) | Taksirli suç (artırımlı ceza) |
| Cezaya etkisi | Kasıtlı suçun cezasında 1/3-1/2 indirim | Taksirli suçun cezasında 1/3-1/2 artırım |
| Tipik örnek | Yayaları görüp durmadan kavşağa dalan sürücü | Yeteneğine güvenerek hız yapan ve kaza yapan sürücü |
Bu ayrımın pratik sonucu ağırdır: Aynı trafik kazası, olası kastla yaralama sayılırsa kasıtlı suçtan mahkumiyet ve çok daha ağır ceza; bilinçli taksir sayılırsa taksirli suçtan görece hafif ceza ve farklı infaz rejimi anlamına gelir.
Dosyanızda Kast Vasfı mı Tartışılıyor?
Olası kast ile bilinçli taksir arasındaki nitelendirme, cezanın türünü ve süresini kökten değiştirir. Neksus Hukuk ceza avukatları dosyanızdaki kast değerlendirmesini inceleyip savunma stratejinizi kursun.
Kast Nasıl Belirlenir? Yargıtay’ın Kullandığı Kriterler
Kast, failin iç dünyasına ilişkin bir olgudur ve doğrudan gözlemlenemez; bu nedenle Yargıtay, kastın türünü dışa yansıyan davranışlardan ve olayın objektif koşullarından çıkarır. İçtihatlarda yerleşik kriterler şunlardır:
- Kullanılan aracın elverişliliği: Silah, bıçak, araç gibi kullanılan aletin öldürmeye veya yaralamaya elverişli olup olmadığı.
- Hedef alınan vücut bölgesi: Hayati bölgelerin (baş, göğüs, karın) hedef alınması öldürme kastının; uzuvlara yönelme yaralama kastının göstergesi sayılabilir.
- Darbe sayısı, şiddeti ve mesafe: Atış veya darbe sayısı, yakın mesafeden ateş edilmesi, eylemin yoğunluğu.
- Failin olay öncesi ve sonrası davranışları: Husumet bulunması, tehdit sözleri, eylem sonrası mağdura yardım edilip edilmemesi, kaçma davranışı.
- Neticenin öngörülebilirliği ve mağdurun özellikleri: Mağdurun yaşı, kırılganlığı ve sağlık durumu; failin bu özellikleri bilip bilmediği.
- Engel neden: Eylemin tamamlanmasını failin iradesi dışında bir etkenin mi önlediği.
Kast Değerlendirmesi Hangi Olaylarda Gündeme Gelir?
| Olay Tipi | Tipik Tartışma | Belirleyici Olgu |
|---|---|---|
| Trafik kazaları | Olası kast mı, bilinçli taksir mi? | Kırmızı ışık ihlali, yayaların görülmesi, kaçış hali, hız |
| Silahla yaralama/öldürme | Öldürme kastı mı, yaralama kastı mı? | Hedef bölge, mesafe, atış sayısı, husumet |
| Üçüncü kişinin zarar görmesi | Hedeflenmeyen mağdura karşı olası kast | Kalabalık ortamda ateş etme, çevredekilerin öngörülmesi |
| Havaya ateş açma (düğün vb.) | Olası kast mı, taksir mi? | Atış açısı, ortamın kalabalıklığı, alkol durumu |
| Darp ve iteleme olayları | Kasten yaralama mı, taksir mi? | Mağdurun yaşı ve kırılganlığı, failin bilgisi |
Kast Savunması Nasıl Kurulur? Ceza Avukatı Süreci Nasıl Yönetir?
Kast vasfına ilişkin savunma, dosyanın en başından itibaren delillerle inşa edilmelidir; çünkü suç vasfı bir kez yanlış belirlendiğinde tüm yargılama bu hatalı zemin üzerinde ilerler. Neksus Hukuk olarak bu tür dosyalarda izlediğimiz yöntem şu adımlardan oluşur:
1
Suç Vasfının Analizi
İddianamedeki kast nitelendirmesi (doğrudan kast, olası kast, bilinçli taksir) olayın objektif koşullarıyla karşılaştırılır; vasıf hatası varsa ilk aşamada itiraz edilir.
2
Psikolojik Tutumun İspatı
Müvekkilin neticeyi kabullenmediği; kendi becerisine veya dışsal bir etkene güvendiği ya da neticeyi önlemek için somut çaba gösterdiği delillerle ortaya konur.
3
Teknik Delil Toplama
Kamera kayıtları, olay yeri inceleme raporları, ekspertiz, adli tıp raporları ve tanık beyanları; hedef bölge, mesafe ve öngörülebilirlik yönünden analiz edilir.
4
İçtihat Desteği
Somut olaya en yakın Yargıtay kararları dosyaya sunulur; vasıf değişikliği, lehe hüküm veya cezada indirim hedeflenir.

TCK 21 Kast Yargıtay Kararları
TCK 21 Kast Yargıtay Kararları ve Avukat Yorumları
Aşağıdaki içtihatlar, doğrudan kast, olası kast ve bilinçli taksir ayrımının Yargıtay uygulamasındaki sınırlarını ortaya koymaktadır. Her kararın altında Neksus Hukuk ceza avukatlarının savunma pratiğine yönelik değerlendirmesi yer almaktadır.
Olası Kast: Muhtemel Neticeyi Öngörerek ‘Olursa Olsun’ Diyerek Fiili Sürdürmek; Bilinçli Taksirden Ayıran Ölçüt Neticeyi Kabullenmedir
Sanığın trafik kazasına neden olan eyleminde olası kast mı yoksa bilinçli taksir mi bulunduğu tartışılmıştır. Sanığın polisten kaçarken kırmızı ışığı geçmesi ve yayaların bulunduğu kavşağa durmadan girmesi nedeniyle oluşan yaralamada iç dünyasındaki psikolojik tutumun ne olduğu değerlendirilmiştir.
Yargıtay, olası kastın varlığı için failin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşmesini muhakkak değil ama muhtemel olarak öngörmesine rağmen fiili sürdürdüğünü ve neticenin gerçekleşmesini kabullendiğini ortaya koymuştur. Bilinçli taksirde fail neticeyi öngörmekle birlikte gerçekleşmeyeceği ümidiyle hareket eder; olası kastta ise fail ‘olursa olsun’ diyerek fiilini sürdürür. Polisten kaçan sürücünün işlek kavşakta yayaların var olduğunu bilerek hızlanması; neticeyi kabullenmesinin ve dolayısıyla olası kastın göstergesidir. Bilinçli taksirle ayrım için belirleyici olan failin güven/ümit unsurunun gerçek anlamda bulunup bulunmadığıdır.
Bu karar, olası kast ile bilinçli taksir arasındaki ayrımın uygulamada en zorlu noktalarından birini — trafik kazaları — somut biçimde çözüme kavuşturması bakımından kritik bir içtihat niteliğindedir. Savunma makamları açısından bu karar; müvekkil aleyhine olası kast uygulandığı davalarda failin olayın öngörülemeyen boyutuna güvenmesi ya da neticeyi engellemek için somut çaba göstermesi olgularını delillerle ortaya koymanın belirleyici önem taşıdığını göstermektedir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2019/14483, K. 2020/5381
Avukat Yorumu
Bu içtihat, trafik davalarında olası kast iddiasıyla karşılaşan sanıklar bakımından savunmanın nereye odaklanması gerektiğini göstermektedir: güven/ümit unsurunun ispatı. Müvekkilin fren izi bırakması, korna çalması, selektör yapması, çarpma anından önce manevra denemesi gibi neticeyi önlemeye yönelik her somut davranış, kabullenme iddiasını çürüten ve dosyayı bilinçli taksir zeminine çeken delillerdir. Bu nedenle olay yeri inceleme raporu, araç EDR (kaza kayıt) verileri ve kamera kayıtları üzerinde ayrıntılı teknik inceleme talep edilmesi savunmanın ilk hamlesi olmalıdır. Kaçış halinin varlığı tek başına olası kastı otomatik olarak doğurmaz; failin somut trafiği algılama biçimi olay bazında ortaya konmalıdır.
Olası Kast ile Bilinçli Taksir Ayrımı: Trafik Suçlarında Doğru Kast Vasfının Belirlenmesi
Dur işaretine rağmen fasılalı kırmızı ışıkta kavşağa giren ve yaralamaya neden olan sürücü hakkında yerel mahkemede olası kastla mı yoksa bilinçli taksirle mi hüküm kurulacağı tartışılmıştır.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, sanığın TCK m. 22/3 uyarınca bilinçli taksirle yaralama suçundan sorumlu tutulması gerekirken suç vasfında yanılgıya düşülerek eylemin olası kastla işlendiğinin kabulüyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiğini açıkça hükme bağlamıştır. Olası kast ve bilinçli taksirin ikisinde de fail neticenin gerçekleşebileceğini öngörmektedir; ayrım noktası failin psikolojik tutumudur. Bilinçli taksirde fail, neticeyi kabullenmez; aksine gerçekleşmeyeceğine — kendi becerisine, şansa ya da başka etkenlere — güvenerek fiilini sürdürür.
Bu karar, trafik davalarında olası kast ve bilinçli taksir arasındaki ayrımın ciddi hukuki sonuçlar — daha ağır ceza, farklı suç tipi — doğurduğunu somut biçimde ortaya koymaktadır. Savunma makamları açısından olası kast iddiasına karşı müvekkilin neticeyi kabullenmediğini; aksine kendi yeteneğine veya dışsal bir faktöre güvenerek hareket ettiğini ortaya koymak belirleyici bir savunma zemini oluşturmaktadır.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2015/33963, K. 2016/12749
Avukat Yorumu
Bu karar, yerel mahkemelerin trafik dosyalarında olası kasta hızla yönelme eğilimine karşı önemli bir denge içtihadıdır: Yargıtay, kırmızı ışık ihlali gibi ağır bir kural ihlalinde dahi otomatik olarak olası kasta gidilemeyeceğini, failin psikolojik tutumunun somut olarak araştırılması gerektiğini vurgulamaktadır. Savunma açısından buradaki teknik nokta “fasılalı” ışık detayıdır; ışığın niteliği, görüş açısı, kavşağın yapısı ve sürücünün geçiş anındaki trafik algısı gibi ayrıntılar, kabullenme ile güven arasındaki ince çizgiyi belirler. Vasıf hatasıyla olası kasttan kurulan bir hükmün istinaf ve temyizde bozdurulması mümkündür; ancak en etkili yol, daha kovuşturma aşamasında bilirkişi incelemesiyle vasıf tartışmasını doğru zemine çekmektir.
Doğrudan Kast: Failin Kanuni Tipteki Unsurları Bilerek ve İsteyerek Gerçekleştirmesi; Kastın Bilme Unsuru Tüm Tipik Unsurları Kapsamalıdır
Sanığın somut olayda fiilini kasten mi yoksa başka bir manevi unsurla mı gerçekleştirdiği tartışılmıştır. Sanık fiili işlediğini kabul etmekle birlikte kastının bulunmadığını ileri sürmüştür. Kastın hem bilme hem de isteme unsurunu içermesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Yargıtay, doğrudan kastın fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesiyle oluştuğunu; kastın bilme unsurunun tipiklikte öngörülen bütün unsurları kapsaması gerektiğini hükme bağlamıştır. Örneğin hırsızlık suçunda fail malın taşınabilir ve başkasına ait olduğunu ve hareketinin bu malı bulunduğu yerden almaya yönelik olduğunu bilmelidir. Şeker verdiğini sanarak zehir verdiği kişiyi öldüren fail kasten hareket etmiş sayılmaz; bu hâlde kastın bilme unsuru gerçekleşmemiştir. Kastın bilme unsuru ayrıca hareketle netice arasındaki nedensellik bağını da kapsamalıdır.
Bu karar, kastın unsurlarını ve özellikle bilme unsurunun kapsamını somut biçimde ortaya koyması bakımından öğretici bir içtihat niteliğindedir. Savunma makamları açısından bu içtihat; müvekkilin fiilin kanuni tanımındaki herhangi bir unsuru bilip bilmediğini ya da tipiklikten uzak bir faktör nedeniyle yanılgıya düştüğünü ispat etmenin kastı ortadan kaldırabileceğini ortaya koymaktadır.
Yargıtay — TCK m. 21 doğrudan kast unsurları; kastın bilme ve isteme ögesi; yerleşik içtihat
Avukat Yorumu
Bu içtihat, kast savunmasının çoğu zaman gözden kaçan bir boyutunu öne çıkarmaktadır: Kast, suçun tek bir unsuruna değil, kanuni tanımdaki bütün unsurlara yönelmiş olmalıdır. Müvekkilin tek bir tipik unsuru dahi bilmediğinin ortaya konması — malın başkasına ait olduğunu bilmemesi, maddenin niteliği konusunda yanılması, mağdurun sıfatını bilmemesi gibi — kastı ve dolayısıyla kasıtlı suçtan mahkumiyeti ortadan kaldırır. Bu savunma TCK m. 30’daki hata hükümleriyle birlikte kurgulanmalıdır; unsur yanılgısının makul ve olayın akışıyla uyumlu olduğu, yaşam deneyimine uygun somut anlatım ve destekleyici delillerle gösterilmelidir. Soyut “bilmiyordum” beyanı yeterli değildir; yanılgıyı mümkün kılan koşulların dosyada belgelenmesi gerekir.
Olası Kast ile Tesadüfi Kastın Birlikte Değerlendirilmesi: Sanıkların Birbirlerine Ateş Ederken Üçüncü Kişinin Yaralanması Olası Kast Kapsamındadır
Sanıkların birbirlerine ateş ettikleri sırada olay yerinde bulunan ve olayla ilgisi olmayan mağdurun yaralanmasına sebep oldukları belirlenmiştir. Sanıkların mağdura yönelik doğrudan yaralama kastlarının bulunmadığı; ancak olay yerinde başkalarının da bulunduğunu öngörerek fiili sürdürmelerinin ne anlama geldiği tartışılmıştır.
Yargıtay, sanıkların mağdura yönelik doğrudan yaralama kastlarının bulunmadığını; ancak olayın meydana geldiği yerde mağdurun ya da başkalarının da olduğunu düşünüp onların da yaralanabileceğini öngören sanıklar hakkında olası kasta dair TCK m. 21/2 hükmünün uygulanması gerektiğini hükme bağlamıştır. Failin çevredeki başka kişilerin zarar görebileceğini öngörmesine rağmen fiilini sürdürmesi ve bu neticeyi kabullenmesi olası kastı ortaya koymaktadır.
Bu karar, hedeflenmemiş ama öngörülen üçüncü kişi mağduriyetlerinde olası kastın nasıl uygulanacağını netleştirmektedir. Toplu ateş, araç kullanımı ya da patlayıcı gibi çevredeki kişileri risk altına alan eylemlerde faildeki kastın doğru belirlenmesi savunma stratejisinin temel ayağını oluşturmaktadır.
Yargıtay — olası kast; ateş, üçüncü kişi yaralanması; TCK m. 21/2; yerleşik içtihat
Avukat Yorumu
Bu içtihat, “ben ona ateş etmedim” savunmasının hedeflenmeyen mağdurlar bakımından tek başına sonuç doğurmayacağını göstermektedir; belirleyici olan, failin olay yerinde üçüncü kişilerin bulunduğunu öngörüp öngörmediğidir. Savunma bu noktada iki eksende kurulmalıdır: Birincisi, olay anında ortamın gerçekten tenha olduğu ve mağdurun varlığının öngörülemez olduğu; keşif, kamera kayıtları ve tanık beyanlarıyla ispatlanmalıdır. İkincisi, öngörü varsa dahi failin atış yönü, açısı ve konumu itibarıyla üçüncü kişilere isabet ihtimalini dışladığına güvendiği ortaya konarak bilinçli taksir zeminine geçiş tartışılmalıdır. Balistik inceleme ve olay yeri krokisi bu dosyalarda savunmanın en güçlü teknik araçlarıdır.
Olası Kastta Neticeyi Kabullenmeme — Yaşlı Kişiyi İteleyen Sanığın Olası Kastı: Kemik Kırığı Neticesi Öngörülebilirdi
Oldukça yaşlı olan katılanı itelemeyle gerçekleştirilen eylemde, katılanın kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı tespit edilmiştir. Yerel mahkeme eylemi taksirle yaralama suçu kapsamında değerlendirerek hüküm kurmuştur. Temyiz aşamasında sanığın olası kastla mı yoksa taksirle mi hareket ettiği tartışılmıştır.
Yargıtay, oldukça yaşlı olan katılanın düşmesi hâlinde kemik kırığı oluşabileceğini öngören sanığın, gerçekleşmesi mümkün ve muhtemel neticeyi tasavvur etmesine rağmen sonucu kabullenerek katılanı itelemek suretiyle vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralama eylemini olası kastla işlediğinin kabulü gerekirken yazılı şekilde taksirle yaralama suçundan hüküm kurulmasını bozma nedeni olarak değerlendirmiştir. Yaşın yarattığı kırılganlık göz önüne alındığında mağdurun düşmesi ve yaralanması, fail tarafından kolaylıkla öngörülebilir bir neticeydi.
Bu karar, mağdurun fiziksel özelliklerinin failin kast değerlendirmesine etkisini somut biçimde ortaya koymaktadır. Yaşlılık, sakatlık ya da sağlık durumunun fiilin olası neticelerini öngörülebilir kılması; failin bu durumu bilmesi hâlinde taksir yerine olası kastın uygulanması gerektiği bu içtihatla netleşmektedir. Savunma makamları açısından mağdurun özel kırılganlığını failin bilip bilmediğinin ve öngörünün gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğinin somut delillerle ortaya konulması kritik önem taşımaktadır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2019/12283, K. 2020/394, T. 13.01.2020
Avukat Yorumu
Bu karar, kast değerlendirmesinde mağdurun bireysel özelliklerinin ne kadar belirleyici olabileceğini göstermesi bakımından hem sanık hem mağdur vekilleri için önemlidir. Sanık müdafii açısından savunmanın kilit noktası, failin mağdurun kırılganlığını olay anında gerçekten bilip bilmediğidir: Taraflar arasında önceden tanışıklık yoksa, olay ani gelişmişse veya mağdurun görünümü yaşını ve kırılganlığını yansıtmıyorsa, öngörünün varlığı tartışmaya açılabilir ve dosya taksir zemininde tutulabilir. Mağdur vekilleri açısından ise bu içtihat, basit görünen darp olaylarında dahi taksir yerine olası kastla yaralamadan hüküm kurulmasını talep etmenin dayanağıdır. Her iki yönde de adli tıp raporu, yaş ve sağlık kayıtları ile olayın gelişimine ilişkin tanık anlatımları belirleyici delillerdir.
Neden Neksus Hukuk?
Neksus Hukuk, Ankara Etimesgut merkezli olarak ceza hukuku alanında faaliyet gösteren; kast vasfının tartışıldığı yaralama, öldürme ve trafik dosyalarında soruşturma aşamasından temyiz sürecine kadar savunma yürüten bir hukuk bürosudur. Kast değerlendirmesi içeren dosyalarda yaklaşımımız; suç vasfının iddianame aşamasında analizi, failin psikolojik tutumunun teknik delillerle ispatı, bilirkişi ve adli tıp süreçlerinin aktif yönetimi ve savunmanın güncel Yargıtay içtihadıyla temellendirilmesi üzerine kuruludur. Her dosya, gizlilik esasıyla ve müvekkile düzenli bilgilendirme yapılarak yürütülür.
Sık Sorulan Sorular
TCK 21 nedir, neyi düzenler?
Doğrudan kast ile olası kast arasındaki fark nedir?
Olası kast ile bilinçli taksir nasıl ayrılır?
Olası kastla işlenen suça teşebbüs mümkün müdür?
Kast yoksa ceza verilir mi?
Hangi suçlar yalnızca doğrudan kastla işlenebilir?
Trafik kazasında olası kast ne zaman uygulanır?
Mahkeme kastın türünü neye göre belirler?
Kast Vasfına İlişkin Savunmanızı Uzman Bir Ekiple Kurun
Suç vasfının doğru belirlenmesi, cezanın türünü ve süresini kökten değiştirir. Dosyanız hakkında ön değerlendirme almak için Neksus Hukuk ile iletişime geçin.