Ceza Hukuku

TCK 25/2: Zorunluluk Hali Nedir? | 2026

TCK 25/2: Zorunluluk Hali
TCK 25/2 zorunluluk hali nedir? Zorunluluk hali; kişinin, kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelik, bilerek neden olmadığı ve başka türlü korunma olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak amacıyla, tehlikeyle orantılı biçimde suç işlemesidir. Bu halde faile ceza verilmez; ancak fiil hukuka aykırı kaldığından beraat değil, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.

TCK 25/2 (Zorunluluk hali), ceza hukukunda kusurluluğu ortadan kaldıran temel kurumlardan biridir ve “zaruret hali” ya da “ıztırar hali” olarak da anılır. Özü şudur: Kişi; kendisinin veya bir başkasının hakkına yönelen, kendisinin bilerek yaratmadığı, ağır ve muhakkak bir tehlikeyle karşı karşıyadır ve bu tehlikeden kurtulmanın suç işlemek dışında hiçbir yolu yoktur. Yangında kaçmak için komşunun kapısını kıran, doğum sancısındaki eşini hastaneye yetiştirmek için başkasının aracını kullanan ya da saldırgan köpekleri uzaklaştırmak için havaya ateş eden kişi, kanundaki suç tanımına uyan bir fiil işler; ancak o koşullarda kendisinden hukuka uygun davranması beklenemez. Bu nedenle TCK 25/2, şartları oluştuğunda faile ceza verilmeyeceğini hükme bağlar. Kritik teknik nokta şudur: kanunun hükmünü yerine getirme (TCK 24) veya meşru savunma (TCK 25/1) gibi hukuka uygunluk nedenlerinden farklı olarak zorunluluk halinde fiil hukuka aykırı kalmaya devam eder; yalnızca failin kusuru kalkar. Bu nedenle mahkeme beraat değil, CMK 223/3-b uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı (CVYO) kararı verir ve zarar gören üçüncü kişinin tazminat hakkı saklı kalır.

Zorunluluk hali uygulamada en çok meskun mahalde silah atma, kaçak elektrik ve su kullanımı, belge ve kimlik usulsüzlükleri, trafik ihlalleri ve ekonomik zorunluluk iddialarında gündeme gelir. Bu yazıda TCK 25/2’nin madde metnini, tüm şartlarını, meşru savunmayla farklarını, hangi olaylarda kabul edilip hangilerinde reddedildiğini ve güncel Yargıtay içtihatlarını Neksus Hukuk ceza avukatları olarak ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.

TCK 25/2 Nedir? Madde Metni ve Kapsamı

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun “Meşru savunma ve zorunluluk hali” başlıklı 25. maddesinin ikinci fıkrası şu şekildedir:

TCK Madde 25 — (2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.

Aynı maddenin birinci fıkrası meşru savunmayı düzenler; iki kurum aynı maddede yer almakla birlikte hukuki nitelikleri, şartları ve sonuçları birbirinden tamamen farklıdır. Zorunluluk halinde tehlikenin kaynağı bir insan saldırısı olmak zorunda değildir: doğa olayları (yangın, sel, deprem), hayvan saldırıları, açlık, hastalık ve hatta üçüncü kişilerin yarattığı tehlikeli durumlar da bu kapsamda değerlendirilebilir.

Hukuki Niteliği: Neden Beraat Değil, Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı?

765 sayılı eski TCK döneminde zorunluluk hali bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul ediliyordu. 5237 sayılı TCK ise sistematiğiyle bu yaklaşımı değiştirmiş; Yargıtay Ceza Genel Kurulu da zorunluluk halinin kusurluluğu ortadan kaldıran bir mazeret nedeni olduğunu kesinleştirmiştir. Bu nitelendirmenin üç somut pratik sonucu vardır:

  • Karar türü: Fiil hukuka aykırı kaldığı için CMK 223/2-d kapsamında beraat değil; kusur bulunmadığı için CMK 223/3-b kapsamında ceza verilmesine yer olmadığı (CVYO) kararı verilir.
  • Tazminat: Zorunluluk halinde zarar gören üçüncü kişi, tehlikenin yaratıcısı olmadığından; fiili işleyen kişi ona verdiği zararı hukuk davası yoluyla tazmin etmekle yükümlü kalabilir. Meşru savunmada ise saldırgana verilen zarardan kural olarak tazminat sorumluluğu doğmaz.
  • İştirak: Fiil hukuka aykırı kaldığından, zorunluluk halinde bulunmayan bir kişinin bu fiile iştiraki cezasız kalmaz; kusursuzluk yalnızca zorunluluk içindeki fail bakımından geçerlidir.

Zorunluluk Halinin Şartları Nelerdir?

Yargıtay içtihatlarında zorunluluk halinin kabulü için tehlikeye ve korunma hareketine ilişkin şu şartların tamamının birlikte gerçekleşmesi aranır:

Şart Açıklama
Ağır ve muhakkak tehlike Tehlike ciddi bir zarar ihtimali taşımalı; gerçekleşmesi kesin veya kesine yakın olmalıdır. Soyut, uzak veya varsayımsal riskler yeterli değildir.
Tehlikenin bir hakka yönelmesi Yaşam, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük gibi hukuken korunan bir değere yönelmelidir; failin kendi hakkı olabileceği gibi üçüncü bir kişinin hakkı da olabilir.
Tehlikeye bilerek neden olmama Fail, kurtulmaya çalıştığı tehlikeyi kendisi bilerek yaratmış olmamalıdır.
Başka suretle korunma olanağının bulunmaması (alternatifsizlik) Kaçma, yardım çağırma, yetkili makamlara başvurma gibi hukuka uygun bir kurtuluş yolu varsa zorunluluk hali oluşmaz; suç işlemek son çare olmalıdır.
Orantılılık Tehlikenin ağırlığı ile fiilin konusu ve kullanılan araç arasında orantı bulunmalıdır; korunan değer, ihlal edilen değerden üstün ya da en azından denk olmalıdır.
Tehlikeye göğüs germe yükümlülüğünün bulunmaması Polis, asker, itfaiyeci gibi görevi gereği tehlikeyle yüzleşmek zorunda olan kişiler, görevlerinin kapsadığı tehlikelerden kaçınmak için zorunluluk haline dayanamaz.

Zorunluluk Hali ile Meşru Savunma Arasındaki Fark Nedir?

İki kurum aynı maddede düzenlendiği için sık karıştırılır; ancak ayrım, hem verilecek kararı hem tazminat sorumluluğunu değiştirir:

Kriter Meşru Savunma (TCK 25/1) Zorunluluk Hali (TCK 25/2)
Hukuki nitelik Hukuka uygunluk nedeni Kusurluluğu kaldıran mazeret nedeni
Karşılaşılan durum Haksız bir insan saldırısı Haklı-haksız nitelendirmesi yapılmayan tehlike (doğa olayı, hayvan, insan kaynaklı durum)
Fiilin yöneldiği kişi Saldırganın kendisi Çoğu zaman tehlikeyle ilgisi olmayan üçüncü kişi
Mahkeme kararı Beraat (CMK 223/2-d) Ceza verilmesine yer olmadığı kararı (CMK 223/3-b)
Tazminat sorumluluğu Kural olarak doğmaz Zarar gören üçüncü kişiye karşı doğabilir
Sınırın mazur görülebilir aşılması (TCK 27/2) Korku, telaş ve heyecan nedeniyle aşılmışsa ceza verilmez Uygulanmaz; TCK 27/2 yalnızca meşru savunmaya özgüdür

Zorunluluk Hali Savunması Gerektiren Bir Dosyanız mı Var?

Zorunluluk halinin altı şartının somut delillerle kurgulanması, mahkumiyet ile ceza verilmesine yer olmadığı kararı arasındaki farkı belirler. Neksus Hukuk ceza avukatları dosyanızı değerlendirsin.

Hemen Bilgi AlHukuki Danışmanlık Al

Zorunluluk Hali Hangi Olaylarda Kabul Edilir, Hangilerinde Reddedilir?

Yargıtay uygulamasında ölçüt her zaman aynıdır: somut, ağır ve muhakkak bir tehlike ile alternatifsizlik. Aşağıdaki tablo, içtihatlardan süzülen tipik kabul ve ret örneklerini göstermektedir:

Olay İsnat Edilen Suç Yargıtay’ın Yaklaşımı
Saldırgan sokak köpeklerini uzaklaştırmak için havaya ateş etme Meskun mahalde silah atma Kabul: hayvan saldırısı ağır ve muhakkak tehlikedir; havaya ateş orantılıdır
Kavgayı yatıştırmak ve polisi çağırmak için havaya ateş etme Meskun mahalde nedensiz silah atma Kabul: üçüncü kişilere yönelik vahim tehlike de zorunluluk kapsamındadır
Doğum için başkasına ait yeşil kartın kullanılması Dolandırıcılık Kabul: yaşam ve sağlık hakkına yönelik tehlike, malvarlığı ihlalinden açıkça üstündür
Hasta çocuğun tedavi cihazı için kaçak elektrik kullanımı Karşılıksız yararlanma Araştırma zorunlu: sağlık tehlikesi belgelenirse zorunluluk hali tartışılmadan mahkumiyet kurulamaz
Soyut geçim sıkıntısı veya işini kaybetme korkusuyla suç işleme Çeşitli suçlar Ret: soyut ekonomik kaygılar ağır ve muhakkak tehlike oluşturmaz
Hukuka uygun alternatifin (yardım çağırma, resmi başvuru) mevcut olduğu haller Çeşitli suçlar Ret: başka suretle korunma olanağı varsa zorunluluk hali oluşmaz

Sınırın Aşılması ve Tehlikeye Göğüs Germe Yükümlülüğü

Zorunluluk halinde sınırın kast olmaksızın aşılması, TCK m. 27/1’e tabidir: Fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılan bir suçsa, taksirli suç için öngörülen cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur. Buna karşılık korku, telaş ve heyecan nedeniyle sınırın mazur görülebilir biçimde aşılmasını cezasız bırakan TCK m. 27/2, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadına göre yalnızca meşru savunmada uygulanır; zorunluluk halinde kıyasen dahi işletilemez. Ayrıca belirli meslek grupları bakımından tehlikeye göğüs germe yükümlülüğü vardır: Polis, asker, itfaiyeci ve benzeri görevliler; görevlerinin doğasında bulunan tehlikelerden kaçınmak için zorunluluk haline sığınamaz. Bu yükümlülük kanundan doğabileceği gibi sözleşmeden de kaynaklanabilir ve her somut olayda görevin kapsamıyla sınırlı biçimde değerlendirilir.

Zorunluluk Hali Savunması Nasıl Kurulur? Ceza Avukatı Süreci Nasıl Yönetir?

Zorunluluk hali savunması, soyut bir “mecburdum” beyanıyla değil; altı şartın her birinin delillendirilmesiyle sonuç verir. Neksus Hukuk olarak bu tür dosyalarda izlediğimiz yöntem şu adımlardan oluşur:

1

Tehlikenin Belgelenmesi

Tehlikenin varlığı, ağırlığı ve muhakkaklığı; tıbbi raporlar, tutanaklar, kamera kayıtları, tanık beyanları ve olay yeri koşullarıyla somutlaştırılır.

2

Alternatifsizlik Analizi

Olay anında hukuka uygun bir kurtuluş yolunun fiilen bulunmadığı; zaman baskısı, mesafe, erişim imkanları ve başvuru yollarının işlevsizliği üzerinden ortaya konur.

3

Orantılılık Testi

Korunan değer ile ihlal edilen değer karşılaştırılır; seçilen aracın tehlikeyi aşmayan en hafif müdahale olduğu gösterilir.

4

Doğru Karar Türünün Talebi

Şartlar oluştuğunda CMK 223/3-b uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı talep edilir; mahkemenin şartları eksik araştırması halinde bu eksiklik istinaf ve temyizde bozma nedeni olarak ileri sürülür.

TCK 25/2 Zorunluluk Hali Yargıtay Kararları

TCK 25/2 Zorunluluk Hali Yargıtay Kararları

TCK 25/2 Zorunluluk Hali Yargıtay Kararları ve Avukat Yorumları

Aşağıdaki içtihatlar, zorunluluk halinin hukuki niteliğini, şartlarının somut olaylarda nasıl test edildiğini ve mahkemelerin araştırma yükümlülüğünü ortaya koymaktadır. Her kararın altında Neksus Hukuk ceza avukatlarının savunma pratiğine yönelik değerlendirmesi yer almaktadır.

Zorunluluk Hâlinin Hukuki Niteliği: Kusurluluğu Kaldıran Mazeret Nedenidir; Şartları Oluştuğunda Beraat Değil CMK m. 223/3-b Uyarınca Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Verilir

Zorunluluk hâlinin varlığı kabul edilmesine karşın yerel mahkeme beraat kararı kurmuştur. Temyiz aşamasında 5237 sayılı TCK sisteminde zorunluluk hâlinin hukuki niteliğinin hukuka uygunluk mu yoksa kusurluluğu kaldıran mazeret nedeni mi olduğu tartışılmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 5237 sayılı TCK’da kusurluluğu ortadan kaldıran bir neden olarak sayılan zorunluluk hâlinde suç işleyen kişi hakkında ‘beraat’ değil TCK m. 25/2. maddesi uyarınca ‘ceza verilmesine yer olmadığı’ kararı verilmesi gerektiğini kesin biçimde hükme bağlamıştır. 765 sayılı Kanun döneminde hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilirken 5237 sayılı TCK sistematiğinde zorunluluk hâli kusurluluğu kaldıran mazeret nedeni olarak konumlanmıştır. Hukuka uygunluk nedenlerinde fiilin hukuka aykırılığı ortadan kalktığından CMK m. 223/2-d kapsamında beraat; buna karşın zorunluluk hâlinde fiil hukuka aykırılığını korumakla birlikte kusur bulunmadığından CMK m. 223/3-b kapsamında CVYO kararı verilmektedir. Zorunluluk için öngörülen tüm şartlar — ağır ve muhakkak tehlike, tehlikeye bilerek neden olmama, alternatifsizlik, orantılılık — birlikte gerçekleşmelidir.

Bu karar, zorunluluk hâlinin doğru konumlandırılmasını ve buna bağlı hüküm kurma tekniğini CGK düzeyinde kesinleştirmesi bakımından temel ve bağlayıcı bir içtihat niteliğindedir. Savunma makamları açısından zorunluluk hâlini öne sürdükleri her davada doğrudan beraat talebiyle yetinmeyip ayrıca CVYO talebini de gündemde tutmaları zorunludur; bu iki kararın hukuki sonuçları farklıdır ve strateji buna göre kurulmalıdır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/8-1551, K. 2013/64, T. 19.02.2013

Avukat Yorumu

Bu CGK kararı, zorunluluk hali savunmasının usul boyutunu belirleyen temel içtihattır ve müdafiin talep tekniğini doğrudan etkiler. Beraat ile CVYO arasındaki fark akademik değildir: Beraat, fiilin hukuka uygun olduğunu tespit eder ve tazminat riskini büyük ölçüde kapatır; CVYO ise kusursuzluğu tespit etmekle birlikte fiilin hukuka aykırılığını korur ve zarar gören üçüncü kişinin hukuk davası açma imkanını yaşatır. Bu nedenle savunma dilekçelerinde talepler kademeli kurulmalıdır: Olayda meşru savunma veya bir hukuka uygunluk nedeni savunulabiliyorsa asıl talep beraat; bu kabul görmezse terditli talep TCK 25/2 kapsamında CVYO olmalıdır. Ayrıca CVYO kararının adli sicile ve memuriyet gibi statülere etkisinin mahkumiyetten tamamen farklı olduğu müvekkile baştan anlatılmalı; yerel mahkeme zorunluluğu kabul edip yanlış hüküm türü kurmuşsa bu tek başına kanun yolu nedeni olarak işlenmelidir.

Köpek Saldırısına Karşı Tek El Ateş: Zorunluluk Hâlinin Tüm Unsurları Gerçekleşmiş; Meskûn Mahalde Silah Atmaktan CVYO Verilmesi Gerekir

İlçe dışında yerleşimin seyrek olduğu bir mahallede oturan sanık, geceleyin evinin önünde köpeğine saldıran başıboş sokak köpeklerini uzaklaştırmak için tüfekle havaya doğru üç el ateş etmiştir. Yerel mahkeme sanığı meskûn mahalde silah atma suçundan mahkûm etmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanığın söz konusu eyleminde TCK m. 25/2 kapsamında zorunluluk hâlinin mevcut olduğunu ve faile ceza verilmesinin mümkün olmadığını hükme bağlamıştır. Kararda tehlikenin ağırlığı değerlendirilirken olay yeri, gece karanlığı ve köpeklerin saldırganlık düzeyi somut koşullar olarak birlikte ele alınmıştır. İnsan kaynaklı olmayan tehlikeler de TCK m. 25/2 kapsamında zorunluluk hâlini oluşturabilir; hayvan saldırısı ağır ve muhakkak tehlikeye örnek teşkil etmektedir. Havaya ateş etmek tehlikeyle orantılı bir savunma biçimi olup yerleşim seyrekliği dikkate alındığında başka türlü korunma olanağının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yargıtay C. Başsavcılığı’nın bozma istemli tebliğnamesine karşın Özel Daire’nin bozma kararı isabetli bulunmuştur.

Savunma makamları açısından bu içtihat; müvekkil hakkında hayvana veya doğal tehlikeye karşı gerçekleştirilen eylemlerde zorunluluk hâlini gündeme getirirken tehlikenin ağırlığını, muhakkaklığını, alternatifsizliği ve orantılılığı olay yerinin tüm koşullarıyla birlikte somut biçimde ortaya koymayı zorunlu kılmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/8-1551, K. 2013/64, T. 19.02.2013

Avukat Yorumu

Bu karar, başıboş hayvan saldırılarının yaygınlaştığı günümüzde silah ve havai fişek kullanımından kaynaklanan kabahat ve suç isnatlarında doğrudan emsal olarak kullanılabilecek niteliktedir. Kararın savunmaya öğrettiği yöntem, şart-delil eşleştirmesidir: Tehlikenin ağırlığı köpeklerin sayısı ve saldırganlığıyla; muhakkaklığı saldırının fiilen başlamış olmasıyla; alternatifsizlik yerleşimin seyrekliği ve gece koşullarında yardım imkanının yokluğuyla; orantılılık ise atışın hayvanlara değil havaya yapılmasıyla tek tek eşleştirilmiştir. Müdafi benzer dosyalarda aynı matrisi kurmalı; olay yeri fotoğrafları, keşif talebi, varsa belediyeye yapılmış başıboş hayvan şikayetleri ve tanık beyanlarıyla her şartı ayrı ayrı doldurmalıdır. Atışın yönü kritik orantılılık delilidir: Havaya ateş ile hayvana veya rastgele çevreye ateş arasındaki fark, zorunluluk halinin kabulü ile sınırın aşılması tartışması arasındaki çizgidir.

Meskûn Mahalde Kavgayı Önlemek İçin Havaya Ateş Etme: Zaruret Hâli Nedeniyle Cezalandırılamaz

Meskûn mahalde sürmekte olan bir kavgayla karşılaşan sanık, daha ağır sonuçların önlenmesi ve polisi çağırmak için havaya ateş etmiştir. Yerel mahkeme sanığı meskûn mahalde nedensiz silah atma suçundan mahkûm etmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, rastladığı bir kavgayı ve husulü mümkün vahim olayları önlemek ve polisi davet maksadıyla meskûn mahalde havaya ateş eden sanığın zaruret hâli nedeniyle meskûn mahalde nedensiz ateş etmek suçundan cezalandırılamayacağını kesin biçimde hükme bağlamıştır. Tehlike; sürmekte olan kavganın ağır boyutlara ulaşma ve can kaybına yol açma ihtimalini kapsamaktaydı. Havaya ateş etmek bu somut tehlike karşısında orantılı bir önlem niteliği taşımaktaydı. Sanığın eylemdeki amacı — kavgayı yatıştırmak ve polis çağırmak — tehlikenin ağırlığıyla doğrudan örtüşmekteydi. Zorunluluk hâlinin münhasıran failin kendi kişisel güvenliğini korumakla sınırlı olmadığı; üçüncü kişileri veya genel kamu güvenliğini tehdit eden tehlikeleri de kapsadığı bu kararla teyit edilmektedir.

Savunma makamları, ani ve vahim toplumsal olaylarda müvekkil adına hareket edildiği davalarda tehlikenin başkalarına yönelik boyutunu öne çıkararak zorunluluk hâli gerekçesini somut delillerle güçlü biçimde sunmalıdır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 1977/4-332, K. 1977/375, T. 24.10.1977

Avukat Yorumu

Yarım asra yaklaşan bu içtihat, madde metnindeki “başkasını kurtarmak zorunluluğu” ifadesinin uygulamadaki karşılığını göstermesi bakımından hala günceldir: Zorunluluk hali bencil bir kurum değildir; tamamen yabancı üçüncü kişilere yönelen tehlikeler de bu korumanın kapısını açar. Savunma pratiğinde bu, iyi niyetle müdahale eden ve bu sırada suç tipine giren fiil işleyen “araya giren” kişiler için güçlü bir zemin sunar. Müdafiin dikkat etmesi gereken nokta amaç ile eylem arasındaki tutarlılıktır: Bu kararda sanığın hem kavgayı yatıştırma hem polis çağırma amacı, atışın havaya yapılmasıyla ve olay sonrası davranışlarıyla uyumludur. Benzer dosyalarda müvekkilin olay sonrası tutumu (kolluğu araması, olay yerinde kalması, yardım çağırması) amaç unsurunu ispatlayan en güçlü delildir; bu kayıtların (arama dökümleri, olay yeri tutanağı) dosyaya eksiksiz girmesi sağlanmalıdır.

Doğum İçin Başkasına Ait Yeşil Kartı Kullanan Sanık: Hayatî Tehlike — Alternatifsizlik — CVYO

Sağlık güvencesi bulunmayan sanık, doğmak üzere olan bebeği için gerekli tıbbî müdahaleyi gerçekleştirtmek amacıyla başkasına ait yeşil kartı hastaneye ibraz etmiştir. Yerel mahkeme sanığı dolandırıcılık suçundan mahkûm etmiştir.

Yargıtay 23. Ceza Dairesi, hamile olan sanığın doğmak üzere olan bebeğini muhakkak bir tehlikeden kurtarma zorunluluğunun bulunduğunu; hayatî önemi haiz nitelikte bir tehlikeden korunmak ve doğumu gerçekleştirmek amacıyla başkasına ait yeşil kartın kullanılması şeklinde gerçekleştirilen eylemlerin TCK m. 25/2’de tanımlanan zorunluluk hâli kapsamında kaldığını açıkça hükme bağlamıştır. Korunan değer — annenin ve yenidoğanın yaşam ve sağlık hakkı — ile ihlal edilen değer — kimlik belgesi usulsüzlüğü — arasındaki açık dengesizlik orantılılık koşulunun varlığını ortaya koymaktadır. Başka suretle korunma olanağının fiilen mevcut olmadığı gerçeği alternatifsizlik koşulunu karşılamaktadır. Zorunluluk hâlinin üçüncü kişi lehine de işletilebileceği; korunan değerle ihlal edilen değer arasında açık dengesizlik bulunduğunda sağlık hakkına yönelen ağır tehlike karşısında malvarlığına ilişkin ihlâllerde dahi kusurun kalktığı bu kararla teyit edilmektedir.

Savunma makamları açısından bu içtihat; müvekkil aleyhine ekonomik güçsüzlük ya da erişim kısıtlarına bağlı suçlama yapılan her davada zorunluluk hâlinin tam olarak irdelenmesini ve orantılılık testinin hem tehlikenin boyutu hem de ihlal edilen değerin ağırlığı dikkate alınarak yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2015/9368, K. 2015/4176, T. 06.09.2015

Avukat Yorumu

Bu karar, orantılılık testinin bir değerler hiyerarşisi analizi olduğunu en net gösteren içtihatlardan biridir: Yaşam ve sağlık hakkı, malvarlığına ve belge düzenine ilişkin değerlerin üzerindedir; bu hiyerarşi açıkça failin lehine olduğunda kusur kalkar. Sosyal güvence yokluğu, sağlık hizmetine erişim kısıtları veya acil tıbbi durumlarla bağlantılı dolandırıcılık, sahtecilik ve benzeri isnatlarda müdafi bu değer karşılaştırmasını dilekçenin merkezine koymalıdır. İspat yükü pratikte savunmadadır: Doğum veya acil durumun aciliyeti hastane kayıtları ve epikrizle; güvencesizlik SGK dökümüyle; alternatifsizlik ise o tarihte geçerli mevzuatta ücretsiz erişim yolunun fiilen kapalı olduğunun gösterilmesiyle belgelenmelidir. Dikkat edilecek sınır şudur: Bu içtihat soyut yoksulluğu değil, somut ve acil bir sağlık tehlikesini korur; aciliyet unsuru zayıfsa savunmanın zemini orantılılıktan önce muhakkaklık şartında çökebilir.

Hasta Çocuk İçin Kaçak Elektrik Kullanan Sanık: Zorunluluk Hâli Koşullarının Araştırılması Zorunludur; Eksik İncelemeyle Kurulan Mahkûmiyet Bozulur

Kızının nefes darlığı çektiğini beyan eden sanık hakkında kaçak elektrik kullanmaktan tutanak düzenlenmiştir. Savunma değerlendirilmeksizin mahkûmiyet kararı kurulmuştur.

Yargıtay 13. Ceza Dairesi, sanığın beyanı doğrultusunda araştırma yapılarak kızının rahatsızlığının bulunup bulunmadığının tespiti ile sonucuna göre TCK m. 25’inde öngörülen zorunluluk hâline dair koşulların suça konu olayda meydana gelip gelmediğinin tartışılmasının zorunlu olduğunu; bu araştırma yapılmadan kurulan mahkûmiyet kararının hukuka aykırı olduğunu hükme bağlayarak hükmü bozmuştur. Zorunluluk hâli savunmasının gündeme geldiği her durumda mahkeme; somut tehlikenin varlığını ve ağırlığını, alternatifsizliği ve orantılılığı eksiksiz araştırmakla yükümlüdür. ‘İşini kaybetme korkusu’ gibi soyut ekonomik kaygıların zorunluluk hâli oluşturmadığı; buna karşın çocuğun sağlığına yönelik somut ve acil tehlikenin bu kurumun kapısını açabileceği bu kararla teyit edilmektedir.

Savunma makamları açısından bu içtihat; tüm ekonomik kaynaklı suçlarda müvekkilin içinde bulunduğu somut ağır tehlikeyi tıbbî belgeler ve tanık beyanlarıyla baştan ayrıntılı biçimde dosyaya yansıtmaları gerektiğini; mahkemenin zorunluluk hâlini eksik araştırması hâlinde ise bu gerekçeyle bozma talebini kararlılıkla ileri sürmeleri gerektiğini ortaya koymaktadır.

Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E. 2015/3966, K. 2017/7448, T. 12.06.2017

Avukat Yorumu

Bu kararın asıl gücü, zorunluluk halini bir savunma argümanı olmaktan çıkarıp mahkemeye yüklenen bir araştırma yükümlülüğüne dönüştürmesidir: Sanık zorunluluk iddiasını ileri sürdüğünde mahkeme bu iddiayı görmezden gelemez; tehlikenin varlığını resen araştırmak ve gerekçeli kararında tartışmak zorundadır. Müdafi bu yükümlülüğü aktif biçimde işletmelidir: İddia soyut beyanda bırakılmamalı; hastane kayıtlarının celbi, cihaz reçetesi, tanık dinlenmesi gibi somut araştırma talepleri duruşma tutanağına geçirilmelidir. Talepler reddedilir veya karşılanmazsa, eksik inceleme tek başına istinaf ve temyiz nedeni olarak hazırdır. Kararın çizdiği ikinci sınır da stratejik önemdedir: Soyut geçim sıkıntısı bu kurumu açmaz; bu nedenle kaçak elektrik ve benzeri dosyalarda savunma genel yoksulluk anlatısına değil, korunan somut kişiye (hasta çocuk), somut tehlikeye (cihazın durması) ve aciliyete odaklanmalıdır. Ayrıca kurum tazminat sorumluluğunu kaldırmadığından, borcun ödenmesi veya yapılandırılması ceza dosyasına paralel yürütülecek ayrı bir başlık olarak müvekkille planlanmalıdır.

Neden Neksus Hukuk?

Neksus Hukuk, Ankara Etimesgut merkezli olarak ceza hukuku alanında faaliyet gösteren; zorunluluk hali, meşru savunma ve diğer ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerin tartışıldığı dosyalarda soruşturma aşamasından temyiz sürecine kadar savunma yürüten bir hukuk bürosudur. TCK 25/2 kapsamındaki dosyalarda yaklaşımımız; tehlikenin tıbbi ve maddi delillerle belgelenmesi, alternatifsizlik ve orantılılık testlerinin şart-delil eşleştirmesiyle kurgulanması, doğru karar türünün (CVYO) usulüne uygun talebi ve savunmanın güncel Yargıtay içtihadıyla temellendirilmesi üzerine kuruludur. Her dosya, gizlilik esasıyla ve müvekkile düzenli bilgilendirme yapılarak yürütülür.

Sık Sorulan Sorular

TCK 25/2 zorunluluk hali nedir?
Zorunluluk hali; kişinin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelik, bilerek neden olmadığı ve başka türlü korunma olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak amacıyla, tehlikeyle orantılı biçimde suç işlemesidir. Şartları oluştuğunda faile ceza verilmez.
Zorunluluk halinde beraat mı verilir?
Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na göre zorunluluk hali kusurluluğu kaldıran bir mazeret nedenidir; fiil hukuka aykırı kalır ancak failin kusuru bulunmaz. Bu nedenle CMK 223/2-d kapsamında beraat değil, CMK 223/3-b uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı (CVYO) kararı verilir.
Zorunluluk halinin şartları nelerdir?
Ağır ve muhakkak bir tehlikenin varlığı, tehlikenin bir hakka yönelmesi, faile tehlikeye bilerek neden olmamış olması, başka suretle korunma olanağının bulunmaması (alternatifsizlik), tehlikenin ağırlığı ile fiil ve araç arasında orantı bulunması ve failin tehlikeye göğüs germe yükümlülüğünün olmaması gerekir. Şartların tamamı birlikte aranır.
Zorunluluk hali ile meşru savunma arasındaki fark nedir?
Meşru savunma haksız bir insan saldırısına karşı saldırgana yönelik yapılır, hukuka uygunluk nedenidir ve beraatle sonuçlanır. Zorunluluk halinde ise tehlike her kaynaktan doğabilir, fiil çoğu zaman tehlikeyle ilgisiz üçüncü kişiye zarar verir, kusurluluğu kaldıran neden olduğundan CVYO kararı verilir ve zarar görene karşı tazminat sorumluluğu doğabilir.
Ekonomik sıkıntı zorunluluk hali sayılır mı?
Kural olarak hayır. İşini kaybetme korkusu veya soyut geçim sıkıntısı gibi genel ekonomik kaygılar ağır ve muhakkak tehlike oluşturmaz. Ancak hasta çocuğun tedavisi veya doğum gibi yaşam ve sağlık hakkına yönelen somut ve acil tehlikeler, ekonomik nitelikli suçlarda dahi zorunluluk halini gündeme getirebilir.
Zorunluluk halinde verilen zarar için tazminat ödenir mi?
Ödenebilir. Fiil hukuka aykırı kaldığından ve zarar gören üçüncü kişi tehlikenin sorumlusu olmadığından, ceza verilmemesi hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmaz; zarar görenin hukuk davası yoluyla tazminat talep etme hakkı saklıdır.
Zorunluluk halinde sınırın aşılması nasıl değerlendirilir?
Sınır kast olmaksızın aşılmışsa TCK 27/1 uygulanır: Fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılan bir suçsa, taksirli suçun cezası altıda birinden üçte birine kadar indirilerek hükmolunur. Korku ve panikle aşmayı cezasız bırakan TCK 27/2 ise yalnızca meşru savunmada uygulanır; zorunluluk halinde işletilemez.
Polis veya itfaiyeci zorunluluk haline dayanabilir mi?
Görevlerinin kapsadığı tehlikeler bakımından hayır. Tehlikeye göğüs germe yükümlülüğü bulunan kamu görevlileri, mesleklerinin doğasındaki risklerden kaçınmak için zorunluluk haline sığınamaz. Görev kapsamı dışında kalan tehlikeler ise genel şartlar çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

Zorunluluk Hali Savunmanızı Uzman Bir Ekiple Kurun

Tehlikenin belgelenmesi ve doğru karar türünün talebi, dosyanın sonucunu doğrudan belirler. Dosyanız hakkında ön değerlendirme almak için Neksus Hukuk ile iletişime geçin.

Hukuki Destek Talep EtHemen Ara





Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir